» Ansasayfa » Haberler

Bunu Paylaş

kullanma suyu - içme ve kullanma suları genel bilgisi


Osmanlı su olarak İstanbul kartal yakacıkta bulunan 250 metre artezyen kuyularımızdan elde ettiğimiz içme suyu niteliğindeki suyu tankerlerimizle  tüm anadolu yakası bölgelerideki Konutlara, Villalara, İnşaat Firmalarına, Hazır Beton Santrallerine, Özel Şirketler'e , Devlet Daireleri , Üniversiteler , Hastaneler,  Oteller, Yüzme Havuzları , Peysaj Yeşil alan sulamalarıToz engelleme çalışmaları, Arazöz hizmetleri gibi tüm faaliyet ve alanlar için  kullanma suyu ihtiyaçlarını profesyonel olarak kesintisiz 7 gün 24 saat karşılamaktayız

Firmamız Su sektöründe sektörün köklü isimlerinden olup, anadolu yakası bölgelerinde bir çok havuza havuz suyu, ve bir çok fabrika ve sanayi kuruluşlarına kullanma suyu hizmeti vermiş ve aynı kalitede hizmetlerini devam ettirmektedir 

Hizmetlerimizin ve suyumuzun farkını yasamak için bizi tercih ediniz 7/24 hizmet suratli teslimat, Osmanlı su

Daha fazla bilgi için hizmetlerimiz sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.


İÇME ve KULLANMA SULARI GENEL BİLGİLERi

Erişkin bir kişide kemiklerin %25‟i, Yağ dokusunun %45‟i, Derinin %68‟i, Kanın %90‟ı ve tüm vücut ağırlığının %63‟ü sudan oluşmaktadır. Su canlı vücudunda çok önemli işlevleri bulunmakta olup bunlar sırası ile;

- Hücre ve dokuların yapılarının korunması

- Fizyolojik fonksiyonların yerine getirilmesi

- Hücre ve dokuların beslenmesi için gerekli unsurların taşınması

- Hücre ve dokuların metabolizma artıklarının vücut dışına atılması

- Vücut ısısının düzenlenmesidir

İstirahat halinde bir kişide günlük su ihtiyacı yaklaşık olarak 27 gr/Kg olup çeşitli durumlarda bu ihtiyaç miktarı artmakta olup örneğin bedeni çalışma esnasında bu miktar günlük 40-50 gr/Kg‟a kadar yükselebilmektedir.

Kişide fizyolojik su ihtiyacının yanısıra kullanım suyu ihtiyacıda önemli bir yer tutmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından kullanım suyu ihtiyacı ortalama kişi başına 150 lt/gün olarak kabul edilmekte olup bu miktar batı ülkelerinde günlük 500 lt/gün‟e kadar yükselmekete olup diğer taraftan geri kalmış Asya ve Afrika bölgelerinde bu miktar 50 lt/gün‟e kadar düşmektedir. Suyun kullanım amaçları sırası ile;

- İçme ve yemek pişirme ihtiyaçları

- Kişisel temizlik ihtiyaçları (çamaşır, banyo, temizlik vd)

- Konutların temizliği

- Isınma ve Air-condition ihtiyaçları

- Tarımda sulama ihtiyaçları

- Cadde ve sokakların temizliği

- Eğlence ve sportif amaçlar (Yüzme havuzları,banyo vd)

- Park ve bahçe havuzları, fıskiyeler

- Hidroelektrik santralları

- Ticari ve endüsriyel amaçlar (kağıt, kok kömürü, demir vd üretimi)

- Acil ihtiyaçlar (yangın söndürme)

- Atıkların yerleşim yerlerinden taşınması (kanalizasyon sistemleri) şeklindedir.

Dünyadaki toplam su rezervi yaklaşık 1.500.000.000 km3 olup bu suyun ancak %0 2‟si içme ve kullanma suyu olarak kullanılacak niteliktedir. Suyun içme ve kullanma suyu olarak kullanılabilmesi için birtakım niteliklere sahip olması gerekmekte olup bu nitelikler sırası ile aşağıda belirtilmektedir.

İÇME ve KULLANMA SULARININ SAĞLIK AÇISINDAN NİTELİKLERİ * Yeterli miktarda olmalıdır

: Fizyolojik ihtiyaç 2.5 lt/gün

Kullanım ihtiyacı 150 lt/gün

* Fiziksel nitelikleri uygun olmalıdır

: Renksiz, kokusuz, tortusuz ve berrak olmalı,

Radyoaktif maddeler içermemelidir.

* Kimyasal nitelikleri uygun olmalıdır

: Sağlık için gerekli maddeleri ihtiva etmeli,

Zararlı ve zehirli maddeler bulunmamalıdır.

* Bakteriyolojik nitelikleri

: Hastalık etkeni mikroorganizmaları ihtiva

etmemelidir

Su kaynakları tabiatta çeşitli şekillerde bulunmaktadır. Su tabiatta belli bir dönüşüm içinde bulunmaktadır. Su yağışlarla (Yağmur, kar) yeryüzünü ulaşmakta ve yeryüzünde çeşitli kaynaklarda toplanmaktadır. Bu kaynaklardan suyun belli bir miktarı tekrar buharlaşarak havaya karışmakta ve yağışlarla yeryüzüne tekrar geri dönmektedir. Bu dönüşüme “tabiatta su dolaşımı” adı verilmekte olup aşağıdaki şekilde bu dönüşüm belirgin olarak görülmektedir.

TABİATTA SU DOLAŞIMI KAYNAK KUYU, YERALTI SU TABAKASI, NEHİR, GÖL, DENİZ, YAĞMURLAR VE BUHARLAŞMA İLE OLMAKTADIR

Tabiatta su şekilde de görüldüğü gibi meteorik, yerüstü ve yeraltı suları olmak üzere üç şekilde bulunmaktadır. Tabiatta suyun bulunuş şekilleri aşağıdaki tabloda özetlenmektedir.

TABİATTA SUYUN BULUNMA ŞEKİLLERİ SUYUN CİNSİ

BULUNMA ŞEKLİ

KULLANIM ŞEKLİ

* Meteorik Sular

Yağmur, Kar suları

Sarnıçlar ile

* Yerüstü Suları

Dere, Nehir, Göl suları

Barajlar ile

* Yeraltı Suları

Kuyu, Kaynak suları

Kuyu ve kaynaklar ile

Meteorik suları oluşturan yağmur ve kar suları genelde biyolojik olarak temiz kabul edilirler. Ancak son zamanlarda oluşan radyoaktif serpintiler ve asit yağmurları nedeni ile bu suların temizliğinden şüphe edilmekte olup bu tip suların sarnıçlarda toplandıktan sonra belli bir arıtma kademesinden geçrilerek kullanılmaları önerilmektedir. Yerüstü sularını oluşturan dere nehir ve göl suları ve hatta son zamanlarda deniz suları genel olarak kirli kabul edilirler. Bu tip sular barajlarda toplanıp, arıtıldıktan sonra dezenfekte edilerek şebeke sistemi ile kullanıma verilirler.Yeraltı sıularını oluşturan kuyu ve kaynak suları ise özellikle kırsal bölgelerde büyük bir kullanım alanına sahiptrler. Bu tip suların özellikle hela çukuru ve gübrelik gibi yerlerden uzakta bulunmaları gerekmektedir. Kuyular hela çukuru ve gübreliklerden en az 10 m uzakta bulunmalı, derinlikleri en az 6 m olmalı, iç duvarları taşla örülmeli ve kuyu çevresi hayvanların girmemesi için çitle çevrilmelidir. Kaynak suları ise genel olarak temiz kabul edilirler. Kaynak sularının çevresi insan ve hayvanların girmemesi için kontrol altına alınmalı (kapte edilmeli), kaynağın çıkış noktasında kaynak odası bulunmalı, kaynak çevresinde lağım, drenaj çukuru, çöplük, gübrelik ve endüstriyel atıklar bulunmamalıdır.

 İÇME ve KULLANMA SULARININ SAĞLIK AÇISINDAN NİTELİKLERİ

Yukarıda özet olarak bahsedildiği gibi hangi kaynaktan ekde edilirse edilsin herhangi bir sudan içme veya kullanım suyu olarak yararlanabilmek için fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik niteliklerinin sağlık açısından belli standartları taşıması gerekmektedir. Suyun fizksel, kimyasal ve bakteriyolojik nitelikleri ile ilgili standartlardan aşağıda sırası ile bahsedilecektir.

Suyun fiziksel nitelikleri arasında bulanıklık, renk, koku, sıcaklık ve radyoaktivite ile ilgili standartlar aşağıdaki tabloda özet olarak verilmektedir.

Sağlık açısında uygun bir suyun kimyasal nitelikleri belli standartlarda bulunması gereklidir. Su kimyasal nitelikler açısından insan sağlığı için gerekli olan veya doğal olarak suda bulunabilen Oksijen, Karbondioksit, İyot, Flor, Kalsiyum, Magnezyum, NaCl vd. gibi maddeleri içermeli buna karşılık insan sağlığı için zararlı olan Amonyak, Nitrat, Nitrit, Cıva, Kurşun, Arsenik, Deterjanlar, Pestisidler, Gübre vd. gibi maddeleri kesinlikle içermemelidir.

Suda bulunabilen önemli bazı kimyasal maddelerin standartları ve bu maddelerin fazlalığında veya eksikliğinde ortaya çıkan etkiler aşağıdaki tabloda özet olarak verilmektedir.  

Eksikliği “Diş çürükleri”

Kalsiyum

75-200 mg/lt

Fazlalığı “Su sertliği”

Magnezyum

50-180 mg/lt

Fazlalığı “Su sertliği”

Klorür

200-600 mg/lt

Fazlalığı özellikle idrar ile kirlenme göstergesi

Nitrat

20-45 mg/lt

Fazlalığı organik maddeler ile kirlenme göstergesi

Nitrit

3-5 mg/lt

Fazlalığı organik maddeler ile kirlenme göstergesi

Suda doğal olarak bulunan Oksijen suya toprak havasından karışmaktadır. Normal koşullarda miktarı 6-12 mg/lt‟dir. Suda en fazla mikroorganizmalar gibi organik maddeler tarafından kullanılmakta olup birdenbire Oksijen miktarında düşüş görülen sularda mikroorganizmalar ile oluşan bir kirlenme düşünülmelidir. Sudaki Oksijen miktarının artması sonucunda ise suda agressivite denen aşındırıcı bir etki ortaya çıkmaktadır. Agresif sular özellikle kurşun borularla taşınan sularda aşındırıcı etki sonucu kurşun‟un su içine karışmasına neden olmakta ve buda bu suyu kullananlarda akut kurşun zehirlenmelerine yolaçmaktadır. Polonya‟nın Leipzig şehrinde oluşan ve birçok kişinin kurşun zehirlenmesi ve ölümüne yol açan olay bu şekilde meydana gelmiştir. Bu nedenle günümüzde su şebeke sistemlerinde kurşun borular kullanılmamaktadır.

Suya toprak havasından geçen Karbon dioksitte suda doğal olarak bulunan maddelerden biridir. Normal şartlarda sudaki Karbon dioksit miktarı 15-18 mg/lt‟dir. Karbon dioksit miktarı fazla olan sularda agressiv etkiye sahip bulunmaktadırlar.

Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi sudaki flor miktarı 0.5-1.5 mg/lt arasındadır. Flor miktarı 1.5 mg‟ın üstünde olan suları içenlerde florozis denen diş ve kemiklerde kahverengi lekeler ile karakterize bir patoloji oluşmaktadır. Flor miktarı 0.5 mg/lt‟nin altındaki suları içenlerde ise özellikle gelişme çağında diş çürükleri ortaya çıkmaktadır.

Normal şartlarda suda bulunmaması gerekli olan maddelerden nitrat, nitrit ve klorür gibi maddeler organik maddelerin parçalanma ürünleri olup bu maddelerin suda yüksek miktarlarda görülmesi suyun mikroorganizmaların parçalanma ürünleri organik maddeler ile kirlenmesinin göstergesidir. Nitrat ve nitrit bulunan sularda insan veya hayvan dışkısı ile kirlenme, klorür bulunan sularda ise insan veya hayvan idrarı ile oluşmuş bir kirlenme düşünülmelidir.

Suda normal şartlarda bulunabilen kalsiyum ve magnezyum gibi maddelerin karbonat asidi veya sabit asitler (sulfat, klorür, nitrat asitleri) ile yapmış olduğu tuzların suda çözünmesi sonucunda “su sertliği” oluşmaktadır. Sertlik Geçici ve Kalıcı sertlik olmak üzere iki şekilde oluşabilmektedir.

Geçici Sertlik : Kalsiyum ve Magnezyum gibi maddelerin karbonat asidi ile yaptığı tuzların suda çözünmesi sonucu oluşan sertlik olup bu tip sertlik suyun kaynatılması ile giderilebilir. Kalıcı Sertlik : Kalsiyum ve Magnezyum gibi maddelerin sabit asitler (sulfat, klorür, nitrat asitleri) ile yaptığı tuzların suda çözünmesi ile oluşan sertlik olup bu tip sertlik suyun soda ile muamelesi ile giderilebilir.

Sudaki geçici sertlik ve kalıcı sertliğin toplamı toplam sertliği oluşturmaktadır. Sertlik birimi Fransız sertlik derecesi olup 1 Fransız Sertlik Derecesi “1 litre suda 10 mg Kalsiyuım Karbonatın verdiği sertlik düzeyi” olarak tanımlanmaktadır.

Sertlik düzeyleri Tatlı su (0-7 sertlik derecesi), yumuşak su (7-14 sertlik derecesi), orta sert su (14-28 sertlik derecesi) ve sert su (28 ve üzeri sertlik derecesi) olarak sınıflanmaktadır. Sert suların kullanıldığı bölgelerde temizlik maddelerinin daha az köpürmesi nedeni ile daha fazla temizlik maddesi harcanması gibi olumsuz bir etki bulunmaktadır. Ayrıca son yıllarda yapılan epidemiyolojik çalışmalarda yumuşak suların kullanıldığı bölgelerde sert suların kullanıldığı bölgelere göre kalp-damar sistemi hastalıklarından ölümlerin daha fazla olduğu gözlemlenmektedir.

Suda normal şartlarda bulunmaması gerekli olan toksik kimyasal maddelere ilişkin suda bulunabilecek maksimum miktarlar aşağıdaki tabloda verilmektedir.

İÇME ve KULLANMA SULARINDA TOKSİK MADDE MİKTARLARI TOKSİK MADDE

Müsaade Edilen Maksimum Miktar

Cıva

0.001 mg/lt

Arsenik

0.05 mg/lt

Kadmiyum

0.01 mg/lt

Siyanid

0.05 mg/lt

Kurşun

0.10 mg/lt

Selenyum

0.01 mg/lt

Deterjanlar

1.00 mg/lt

Fenollu Bileşikler

0.002 mg/lt

Yukarıda tabloda verilen maddeler normal şartlarda suda bulunmaması gereklidir. Bu tip maddeler toksik maddeler olup içme ve kullanma sularında yukarıda verilen maksimum miktarlara kadar bulunmalarına müsaade edilmektedir. Bu miktaraların üstündeki değerlere sahip içme ve kullanma suları kesinlikle kullanılmamalıdır.

Sağlık açısından uygun bir suyun en önemli niteliği bakteriyolojik niteliği olup içme ve kullanma sularının kesinlikle hastalık etkeni mikroorganizmaları içermemesi gereklidir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından içme ve kullanma suları ile ilişkili hastalıklar 4 ana grupta toplanmakta olup bu hastalıklar aşağıdaki tabloda verilmektedirler.

İÇME ve KULLANMA SULARI İLE OLUŞAN HASTALIKLAR HASTALIK GRUBU

HASTALIKLAR (Etkenler)

Hastalık etkeninin suya karışması ile oluşan hastalıklar

* Tifo (s.typhii)

* Paratifo (S.paratyphii)

* Kolera (V.cholera)

* Enfeksiyöz Hepatit (Hepatit A Virusu)

* Basilli Dizanteri (Shigella Bakterileri)

* Amipli Dizanteri (E.hystolitica)

Suyun yetersizliği sonucu oluşan hastalıklar

* Askariyazis (A.lumbricoides)

* Uyuz (Scabies)

* Trahom (C.trachomatis)

* Basilli Dizanteri (Shigella Bakterileri)

* İmpetigo (S.pyogenes, S. aureus)

* Konjonktivit (Mastadenovirus)

Suda yaşayan canlılar yolu ile oluşan hastalıklar

* Salmonellozis (Midyelerde salmonella bakterileri)

* Şistozomiyazis (Salyangozlarda şistozoma yumurtaları)

Su ile ilişkili vektörler ile oluşan

* Tripanozomiyazis


hastalıklar

* Sıtma (Plasmodiumlar)

* Sarı Yangı

* Onkoserkaziozis

Tabloda görüldüğü gibi direkt olarak sudan kaynağını alan hastalıkların etkenleri çeşitli yollarla suya karışmakta ve bu enfekte suyu içenlerde hastalık ortaya çıkmaktadır. Bu grup hastalıklardan korunmada en önemli nokta suların bakteriyolojik açıdan temiz tutulması ve suların arıtma ve dezenfeksiyon işlemlerinden geçirildikten sonra kullanılmasıdır.

İkinci grupta yeralan suyun yetersizliği sonucu oluşan hastalıklar genel olarak suyun yetersiz bulunması sonucunda gerekli hijyenik şartların sağlananaması sonucu oluşmaktadırlar. Bu tip hastalıklardan korunmada en önemli etken suyun yeterli miktarda sağlanmasıdır.

Üçüncü grupta yeralan hastalıklar suda yaşayan canlıların yenmesi sonucu oluşan hastalıklardır. Tabloda da görüldüğü gibi bu tip hastalıklar midye, salyangoz vd gibi deniz canlılarının yenmesi sonucu oluşan gıda zehirlenmeleridir. Bu tip hastalıklardan korunmada en önemli nokta enfekte olma şüphesi olan deniz canlılarının yenmemesidir.

Su ile bulaşabilen hastalıkların dördüncü grubunda ise yaşamlarının belli bir evrim sürecini su içinde tamamlayan canlıların oluşturduğu hastalıklar yeralmaktadır. Bu grup hastalıklar arasında ülkemiz için özellikle güney bölgelerimizde hala önemi olan sıtma yeralmaktadır. Bu grup hastalıklardan korunmada en önemli nokta durgun su birikintilerinin yokedilmesi, suyun açıkta değil kapalı şebeke sistemi ile taşınması bunun yanısıra sıvı atıklarında yine kapalı kanalizasyon sistemleri ile taşınmasıdır.

Su ile bulaşabilen hastalıkların en önemli grubunu şüphesiz direkt hastalık etkeninin suya karışması sonucu oluşan hastalıklar olup, bu hastalıklar özellikle geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde yetersiz alt yapı koşulları nedeni ile halen önemli bir sorun olma özelliklerini sürdürmektedirler.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından su ile ilişkili hastalıkların dünyadaki durumu ve bu hastalıklardan ölenlerin sayısı aşağıdaki tablo‟da verilmektedir. Tabloda görüldüğü gibi her yıl yaklaşık olarak kolera‟dan 30-40 Bin, Tifo ve Paratifo‟dan 25 Bin, İshalli hastalıklardan 4 Milyon (özellikle 0-4 yaş çocuklar), Poliomyelit‟den 25 Bin, Askariyazis‟den 20 Bin, Şistozomiyazis‟den 200 Bin, Sıtma‟dan 1-2 Milyon ve Onkoserkiyazis‟den 20-50 Bin kişi yaşamını yitirmektedir. Yine günümüzde 2 Milyar kişi ishalli hastalıklar, 500 Milyon kişi Trahom, 600 Milyon kişi Şistozomiyazis, 2.1 Milyar kişi Sıtma, 85-90 Milyon kişi Onkoserkiyazis ve 50 Milyon kişi Afrika Uyku Hastalığı açısından risk altında bulunmaktadır.  

SU İLE İLİŞKİLİ HASTALIKLARIN DÜNYADAKİ DURUMU HASTALIK

HASTA SAYISI

ÖLÜM SAYISI

RİSKLİ KİŞİ

Kolera

400 Bin

30-40 Bin

?

Tifo ve Paratifo

1 Milyon

25 Bin

?

İshalli Hastalıklar

1.5 Milyar

4 Milyon

2 Milyar

Poliomyelit

204 Bin

25 Bin

?

Askariyazis

1 Milyar

20 Bin

?

Trahom

6-9 Milyon

---

500 Milyon

Şistozomiyazis

200 Milyon

200 Bin

600 Milyon


Sıtma

267 Milyon

1-2 Milyon

2.1 Milyar

Onkoserkiyazis

18 Milyon

20-50 Bin

85-90 Milyon

Afrika Uyku Hastalığı

200 Bin

---

50 Milyon

Normal koşullar altında hastalık etkenlerinin kesinlikle suda bulunmaması gereklidir. Suyun bakteriyolojik analizleri spesifik hastalık etkenleri yerine barsağın normal flora bakterileri olan koliform organizmaların suda aranması esasına dayanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen içme ve kullanma sularının bakteriyolojik standartları aşağıdaki tabloda verilmektedir.

İÇME ve KULLANMA SULARININ BAKTERİYOLOJİK STANDARTLARI SUYUN CİNSİ

Total Koliform Bakteri Sayısı (100 mlt‟de)

Fekal Koliform Bakteri Sayısı (100 mlt‟de)

Şebeke Sistemi ile dağıtılan sular

* Dezenfekte edilen şebeke sistemi suları

* Dezenfekte edilmeyen şebeke sistemi suları*

0 / 100 mlt

3 / 100 mlt

0 / 100 mlt

0 / 100 mlt

Şebeke Sistemi ile dağıtılmayan sular

10 / 100 mlt

0 / 100 mlt

Şişelenmiş içme suları

0 / 100 mlt

0 / 100 mlt

Acil ihtiyaçlar için kullanılan sular

0 / 100 mlt

0 / 100 mlt

Bir yıl içinde alınan örneklerin %95’inde koliform bakteri bulunmamalıdır./ Birbirini izleyen iki örnekte koliform bakteri bulunmamalıdır.

Diğer taraftan eğlence ve sportif amaçlar nedeni ile insan sağlığı açısından önemli olan Deniz ve havuz sularının standartlarıda önemlidir.

Deniz sularından her gün günün erken saatlarinde bakteriyolojik örnek alınması gerekli olup bu tip suların litresinde 7000 koliform bakteri kritik sınır olarak kabul edilmekte, eğer litredeki koliform bakteri miktarı 10000‟in üzerine çıkacak olursa bu tip deniz sularının insanlar tarafından kullanımı yasaklanmalıdır.

Banyo ve yüzme havuzu sularının 100 mlt‟de ise kesinlikle koliform bakteri bulunmaması gereklidir. Banyo ve havuz sularında her gün bakteriyolojik analiz yapılmalıdır. Banyo ve havuz suları klor ile düzenli olarak dezenfekte edilmeli ve bu tip sulardaki serbest bakiye klor miktarı hiç bir zaman 0.4 ppM/lt altına düşmemelidir.

İçme ve Kullanma Sularının Bakteriyolojik Analizleri:

İçme ve kullanma sularının bakteriyolojik analizi yukarıda da bahsedildiği gibi barsağın normal flora bakterileri olan koliform organizmaların aranması prensibine dayanmaktadır. Suların bakteriyolojik analizlerinin başalangıcını teşkil eden bakteriyolojik su örneğinin alınması analiz açısından büyük önem taşımaktadır.

İçme ve kullanma sularından bakteriyolojik su örneği alınmasında aşağıda maddeler halinde verilen kurallara önemle uyulması gerekmektedir.

1- Bakteriyolojik su örnekleri 250 cc‟lik steril şişelere alınır. Şişeler 180 C Pasteur fırınında 1 saat veya 120 C Otoklav‟da 15 dakika sterilize edilirler. Klor ile dezenfekte edilen sulardan örnek alınacak ise su örneği şişesi 1-2 damla Sodyum-Tiyo sülfat ile çalkalanmalıdır.

2- Bakteriyolojik su örneği steril şişelere steril şartlar altında alınmalıdır. Çeşme’den Bakteriyolojik Su Örneği Alınması : Bir çeşmeden bakteriyolojik su örneği alınmasında önce numune alınacak çeşmenin ağzı ısı ile (alkollü pamuk yakılarak) sterilize edildikten sonra örnek şişesinin ağzı açılarak şişenin ağzıda alkollü pamuk ile alevden geçirilerek sterilize edilir. Örnek şişesi çeşmeden doldurulduktan sonra şişenin ağzı tekrar alkollü pamuk ile alevden geçirilerek şişenin ağzı pamuk veya mantar ile kapatılır.

Akarsu’dan Bakteriyolojik Su Örneği alınması : Akarsudan su örneği alınmasında örnek şişesinin ağzı açıldıktan sonra alkollü pamuk ile alevden geçirilerek sterilize edilir. Daha sonra örnek şişesinin ağzı akarsuyun akış istikametinin ters yönüne doğru suya daldırlarak örnek şişesine su alınır. Su alındıktan sonra tekrar şişenin ağzı alkollü pamuk ile alevden geçirilerek sterilize edildikten sonra şişenin ağzı pamuk veya mantar ile kapatılır.

3- İçme ve kullanma suyu örneği alındıktan sonra en geç 6 saat içinde analizin yapılacağı labaratuvara gönderilmelidir. Eğer bu süre içinde gönderilmesi mümkün değilse su örneği buz içinde en geç 48 saatte labaratuvara gönderilmelidir.

4- Yerleşim yerlerinde bakteriyolojik su örneği alınma periyodları ve alınması gerekli örnek sayıları Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi belli standartlara göre yapılmaktadır.

YERLEŞİM YERLERİNDE BAKTERİYOLOJİK SU ÖRNEĞİ ALINMA PERİYODLARI Nüfus Miktarı

Örnekler arası maksimum süre (gün)

Alınması gerekli minimum örnek sayısı

20.000„den az

30 gün

5000 nüfusa 1 örnek

20.000-50.000

15 gün

5000 nüfusa 1 örnek

50.000-100.000

4 gün

5000 nüfusa 1 örnek

100.000‟den fazla

1 gün

10000 nüfusa 1 örnek

Örnek olarak nüfusu 10.000.000 olan bir şehirde Dünya Sağlık Örgütü standartlarına göre her gün 1000 örnek alınması gereklidir. Diğer bir örnek nüfusu 60.000 olan bir yerleşim yerinde alınması gerekli su örneği sayısı 4 günde bir en az 12 örnekdir.

Aşağıda bakteriyolojik su örneği alınmasının aşamaları şematik olarak aşağıdaki şekilde görülmektedir.

BAKTERİYOLOJİK SU ÖRNEĞİN ALINMASI Steril Þiþe (250 mlt) STERÝLÝZASYON - 180 C Pasteur Fýrýný (1 saat) - 120 C Otoklav (15 dk) Örnek Su klorlu ise; % 10'luk Na-tiyosülfat STERİL ŞARTLARDA ÖRNEK ALIMI BAKTERİYOLOJİ LABARATUVARI - Fermentasyon tüpleri yöntemi - Membran filtre yöntemi Maksimum 6 saat içinde labaratuvar'a ulaştırılmalıdır.

İçme ve kullanma sularının bakteriyolojik analizlerinde Fermentasyon tüpleri yöntemi ve Membran filtre yöntemi olmak üzere iki tip yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin her ikiside koliform bakterilerin aranması prensibine dayanmaktadır.

Fermentasyon Tüpleri Yöntemi :

Fermentasyon tüpleri yönteminin şematik dizaynı aşağıdaki şekil üzerinde görülmektedir.

Fermentasyon Tüpleri Yöntemi Su Örneði 0.1 cc 1 cc 10 cc 37 C Etüvde 24 Saat Peptonlu Buyyon Besiyerli Durham Tüpleri X Durham TüpüPeptonlu Buyyon Besiyeri X-Gaz (+) (+) ( - ) 0.1 cc 1 cc 10 cc

Fermentasyon tüpleri yönteminde iç içe biri büyük biri daha küçük iki tüpten oluşan Durham tüpleri kullanılmaktadır. Durham tüpünde peptonlu buyyon besiyeri bulunmakta ve eğer besiyerinde üreme oluşursa içteki küçük tüpte gaz oluşumu meydana gelmektedir. Gaz oluşumu üreme olduğunu gösteren pozitif reaksiyon olarak kabul edilmektedir.

Şekilde görüldüğü gibi bu yöntemde su örneğinden 0.1 cc, 1 cc ve 10 cc‟lik su örnekleri içinde peptonlu Buyyon besiyeri bulunan Durham tüplerine ekilir. Ekim yapılan üç tüp 24 saat 37 C etüvde bekletildikten sonra Durham tüpleri etüvden alınarak tüplerde gaz oluşup oluşmadığına bakılır. Her üç tüpteki gaz oluşumları aşağıdaki referans tabloya göre değerlendirilir ve tabloda belirtilen koliform bakteri sayısı analiz sonucu olarak yazılır.

Fermentasyon tüpleri Yöntemi Referans Tablosu 100 mlt’de KOLİFORM BAKTERİ SAYISI

TÜPLER

240 +

240

95

23

19

9

0

I. Tüp (0.1 cc)

+

-

+

-

+

-

-

II.Tüp (1 cc)

+

+

-

-

+

+

-

III.Tüp (10 cc)

+

+

+

+

-

-

-

Yukarıdaki şekildeki örnekte 0.1 cc‟lik tüpte üreme (+), 1 cc‟lik tüpte üreme (+) ve 10 cc‟lik tüpte üreme (-) olduğuna göre referans tablodan bu üremelere uyan bakteri sayısı 19 olarak tespit edilir ve sonuç olarak bu su örneğinde 100 mlt‟de 19 koliform bakteri üremiştir denir. Eğer her üç tüptede üreme varsa bakteri sayısı 240+, eğer her üç tüptede üreme yoksa bakteri sayısı 0 olarak belirtilir. Fermentasyon tüpleri yöntemi eski bir yöntem olmasına rağmen ekonomik olması nedeni ile günümüzde bakteriyolojik su analizlerinde sıklıkla kullanılmaktadır.

Membran Filtre Yöntemi :

Membran Filtre yöntemi daha modern fakat ekonomik açıdan daha pahallı bir yöntemdir. Yöntemin esası koliform organizmaların 0.45  çapıda kağı filrelerde tutulmasıtemeline dayanmaktadı. Membran filtreler disposabl olarak steril edilmişolarak kullanıa sunulmakta ve bir kez kullanımaktadılar. Membran filtre yönteminin şmatik dizaynıaşğıaki şkilde görülmektedir.

Membran Filtre Yöntemi
Su
Örneði
Endo BY
37 C
Etüvde
24 Saat
Endo BY
44 C
Etüvde
24 Saat
100 mlt
100 mlt
Membran Filre
Vakum
Vakumlanan
Su
Su Örneði
Total
Koliform
Fekal
Koliform

görüldüğü gibi su örneğinde total ve fekal koliform bakterileri sayılarını tespit etmek amacı ile 100 mlt‟lik iki örnek ayrı ayrı membran filtre aletinden geçirilir. Şekilde görüldüğü gibi membran filtre cihazı suyun konulduğu üst bölüm, membran filtrenin yeraldığı orta kısım ve vakumlanan suyun boşaldığı alt bölüm olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Üst bölüme konan su örneği aşağı bölüme doğru hava ile vakumlanırken arada bulunan membran filtreden süzülen sudaki koliform organizmalar filtre tarafından tutulur. Bu işlem iki defa yapıldıktan sonra birinci membran filtre endo besiyerinin bulunduğu petri kutusuna konur ve 24 saat 37 C (total koliform bakterilerin üremesi için) etüvde tutulur. İkinci membran filtre ise yine endo besiyerinin bulunduğu petri kutusuna konur ve 24 saat 44 C etüvde (fekal koliform bakterilerin üremesi için) beklemeye bırakılır. 24 saat sonra 37 C‟lik ve 44 C‟lik etüvden alınan petri kutularının içindeki membran filtre üzerinde eğer üreme oldu ise gri-kurşuni renkteki koliform bakterilerek sayılarak sonuç bildirilir. 37 C‟de üreyen koliform bakteriler total koliformlar olarak 44 C‟de üreyen koliform bakteriler ise fekal koliform bakteriler olarak değerlendirilir. Membran filtre yöntemi fermantasyon tüpleri yöntemine göre daha modern bir yöntem olmasına rağmen pahallı bir yöntem olduğundan nadir olarak kullanılmaktadır.

İÇME ve KULLANMA SULARININ ARITILMASI

İçme ve kullanma sularının sağlık yönünden uygun olabilmesi için yukarıda geniş şekilde bahsedilen fiziksel, kimyasal ve bakteriyolojik niteliklerinin belli standartlarda olması gereklidir. Günümüzde bu niteliklerin hepsine sahip su kaynağının bulunması zor olduğundan suyun bu niteliklere sahip olması için bir takım işlemlerden geçirilmesi gerekmektedir.

Arıtma, “ham su içerisinde bulunan asılı maddeleri ve mikroorganizmaları ortadan kaldırmak için yapılan işlemlerin tümü” şeklinde tanımlanmaktadır. Suların arıtılması ön arıtma ve esas arıtma olmak üzere iki aşama halinde gerçekleştirilmektedir. Suların ön arıtma safhası kaba süzme, sedimentasyon, havalandırma ve koagülasyon aşamalarından oluşmaktadır. Ön arıtma ile sudaki asılı maddeler tamamen ortadan kaldırıldığı halde su içinde bulunan mikroorganizmalar yokedilemezler. Küçük çaplı asılı maddeler ve mikroorganizmalar ancak esas arıtma safhasından sonra yokedilebilirler. Suların esas arıtma kademesi ise filtrasyon ve dezenfeksiyon aşamalarından oluşmaktadır. Aşağıdaki tabloda suların arıtılma kademeleri, yapılan işlemler ve amaçlar özet olarak verilmektedir.

İÇME ve KULLANMA SULARININ ARITILMA KADEMELERİ KADEME

YAPILAN İŞLEM

AMAÇ

* KABA SÜZME

Suyun ızgara ve kalburlardan geçirilmesi

Su içinde bulunan büyük çaplı kaba maddelerin tutulması

*SEDİMENTASYON

Suyun 1-8 saat süre ile durultma havuzlarında bekletilmesi

Suda bulanıklık oluşturan küçük çaplı maddelerin çöktürülmesi

* HAVALANDIRMA

Suyun 7-8 saat süre ile geniş havuzlarda bekletilmesi

Suyun Oksijene doyması ile tad ve kokusunun düzeltilmesi

* KOAGÜLASYON

Suya Şap vd maddeler katılarak 10 saat süre ile havuzlarda bekletilmesi

Suda bulunan küçük çaplı asılı kolloidal maddelerin çöktürülmesi

* FİLTRASYON

Suyun çakıl-kum filtrelerden

Sudaki asılı maddelerin ve kısmen mikro organizmaların yok edilmesi


DEZENFEKSİYON

Suyun fiziksel ve kimyasal yöntemlerle dezenfeksiyonu

Sudaki tüm mikroorganizmaların yokedilmesi

Yukarıdaki tablodada belirtildiği gibi suyun arıtılma kademelerinden dezenfeksiyon aşamasına kadar sudaki mikroorganizmaların ancak %95-99.5‟u yokedilebilir. Sudaki tüm mikroorganizmaların ortadan kaldırılması için suyun mutlaka uygun bir dezenfetan madde ile dezenfeksiyona tabi tutulması gerekmektedir.

Su dezenfeksiyonu, “suda bulunabilen ve hastalık yapabilme özelliği bulunan (patojen) tüm mikroorganizmaların yokedilmesi” şeklinde tanımlanmaktadır.

Su dezenfeksiyonunda kullanılan metodlar fiziksel ve kimyasal metodlar olarak iki bölüme ayrılmakta olup bu metodlar aşağıdaki şekilde özetlenmektedir.

Kaynatmak : Suyun 100 C‟de 10 dakika süre ile kaynatılması ile içinde bulunan tüm mikroorganizmalar yokedilir. Etkili bir dezenfeksiyon sağlamasına rağmen ekonomik açıdan pahallı bir yöntem olması dezavantajdır. Ayrıca kaynatma ile dezenfeksiyon sonucunda suyun tad ve kokusunda bozukluk oluşmaktadır.

Ultraviyole Işınlama : 200-300 nanometre dalga boyunda ulraviyolu ışınlama ile sudaki tüm mikroorganizmalar tahrip edilmektedir. Ultraviyole ışınlama ile dezenfeksiyon pahallı bir yöntemdir. Ultraviyolu ışınlama kalınlığı 7 cm‟lik bir su tabakasına etkili olmaktadır. Ayrıca ultraviyole ışınlama ile dezenfeksiyondan önce suyun tad ve kokusunun düzeltilmesi gerekmektedir.

Basınçlı Isı : 0.7-1 Kg basınç altında 105-120 C ısıda uygulanmaktadır. Çok pahallı bir yöntem olduğundan kullanımı yaygın değildir.

Klor : Klor ile dezenfeksiyon ucuz, kullanımı kolay ve yaygındır. Gaz halinde “klorinatör” denen alet ile suya katılmakta veya “klor tabletleri” şeklinde kullanılmaktadır. Klor‟un sudaki dezenfektan etkisi 30 dakika içinde ortaya çıkmaktadır. 1 lt suyun klor gereksinimi yaklaşık 1.7 mg olup bu miktarın 1.2 mg‟ı organik maddelerin gereksinimi geri kalan 0.5 mg‟ı ise suda devamlı olarak bulunması gereken “serbest bakiye klor” (free chlorine) dur. Klor ile dezenfeksiyondan sonra klor‟un sudaki dezenfektan etkisinin devam edip etmediği sudaki serbest bakiye klor miktarı ile saptanmaktadır. Sudaki serbest bakiye klor miktarı “komperatör” denen cihaz ile ölçülmektedir. Klor‟un dezenfektan etkisi suyun pH‟ı yükseldikçe artar, suyun ısısı düştükçe azalır. Klor ile dezenfeksiyon suyun tad ve kokusunda bozukluk oluşturabilir. Bu tad ve kokudaki bozukluk %10 luk Na-tiyosülfattan dezenfekte edilen suya 1 cc/lt katılarak önlenebilir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda klor ile dezenfeksiyon sonucu oluşan trihalometan bileşiklerinin kanserojen etkiye sahip oldukları bildirilmektedir.

Kireç Kaymağı : %25 aktif klor ihtiva eden kireç kaymağı su dezenfeksiyonunda klor kadar etkili bir dezenfektan madde olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. Toz halinde bulunan kireç kaymağı özellikle ülkemizde kırsal bölgelerde yaygın olarak kullanılan “ferdi klorlama”‟nın ana çözeltisinin hazırlanmasında kullanılmaktadır. Ferdi klorlama (Basit klorlama) : Ferdi klorlama için öncelikle dezenfeksiyonda kullanılacak ana çözelti hazırlanır. Ana çözelti 1 lt suya 40 gr kireç kaymağı veya 250 cc çamaşır suyu veya 15 gr konsantre toz hipoklorit katılarak hazırlanır. çözelti iyice çalkalanıp eritildikten sonra 30 dakika bekletilir. 1 lt suyun dezenfeksiyonu için hazırlanan ana çözeltinin 3-4 damlası yeterli olmaktadır. Dezenfekte edilen su anacak 30 dakika sonra kullanılmalıdır.

Klor Dioksit : Su dezenfeksiyonunda yeni yeni kullanılmaya başlanan bir madde olup sıvı halde uygulanmaktadır. Bakterisid ve virusid etkisi klor‟a göre fazladır. Suyun dezenfeksiyonunun yanısıra suyun renk, koku ve tadınıda düzeltmektedir. Klor ile dezenfeksiyonda ortaya çıkan ve kanserojen olduğu söylenen trihalometan bileşikleri klor dioksit ile dezenfeksiyonda oluşmaz. Pahallı bir madde olduğundan günümüzde ancak gelişmiş ülkerlerde kullanımı yaygındır.

 Iyot : Zorunlu durumlarda su dezenfeksiyonunda kullanılan bir maddedir. %2‟lik tentürdiyot‟un 2 damlası 1 lt suyu 30 dakikada dezenfekte etmektedir. Sudaki organik madde miktarı çok fazla olduğunda 1 lt suyun dezenfeksiyonu için 3-4 damla kullanılır. Günümüzde kullanımı yaygın değildir.

Potasyum Permanganat : Zorunlu durumlarda özellikle kırsal bölgelerde kullanılan bir dezenfektan maddedir. Sudaki dezenfektan etkisi düşüktür. 1 lt suyun dezenfeksiyonu için 500 mg Potasyum permanganat gerekmektedir. Fazla miktarları dezenfekte edilen suyun rengini olumsuz yönde etkiler. En önemli özelliği Kolera vibriyonuna çok etkili bir madde olmasıdır.

Ozon : Günümüzde gelişmiş ülkelerde kullanımı yaygın pahallı bir dezenfektan maddedir. Klor‟a göre çok etkili bir dezenfeksiyon sağlamaktadır. Özellikle sporlu bakterilere ve viruslere karşı güçlü bakterisid etkisi bulunmaktadır. Dezenfeksiyonun yanısıra suyun koku ve tadınıda düzeltmektedir. 1 ton su 400 mg ozon ile yaklaşık 4 dakika içinde dezenfekte edilebilmektedir. Ozon‟un dezenfektan etkisi geçici olduğundan ozon ile dezenfeksiyondan sonra bakteriyostatik bir dezenfektan madde kullanılmalıdır. Pahallı bir dezenfektan madde olduğundan kullanımı yaygın değildir.


Bağlantılar


Su Analizi Raporu


2010 © Copyright Osmanlı Su - Tüm Hakları Saklıdır.
kullanma suyu, kullanım suyu, tarım sulama, yemek pişirme, park bahçe havuz fıskıye, yangın söndürme, kullanma suyu satışı, Kaynak suyu, Arazöz hizmetleri, Toz engelleme çalışmaları, Yeşil alan sulamaları, içme suyu, havuz suyu, Dünya Sağlık Örgütü, İçme ve yemek pişirme, çamaşır, banyo, temizlik, Bakteriyolojik nitelikler, Radyoaktif maddeler, Yağmur, Kar suları, Barajlar, Sarnıçlar, Yerüstü Suları, Dere, Nehir, Göl suları, Kuyu, Kaynak suları, Hücre, doku, kaynak suları, Oksijen, Tatlı su, Fransız sertlik derecesi, İçme ve kullanma suyu, Su,